Küçük Dünya – Emine Işınsu – Konusu

Emine Işınsu / Küçük Dünya / Sayfa: 176

Küçük Dünya - Emine Işınsu - Konusu Kitap İnceleme

Küçük Dünya – Emine Işınsu – Konusu

Hangimiz kendi kurduğumuz küçücük dünyada sır gibi sakladığımız olayların başkahramanı olmuyoruz ki? Hepimizin kendisine ait, bazen kendimizi bile içeri almadığımız bir dünyanın imparatoru değil miyiz? Gizli yanlarımızı, görünmesini ve de bilinmesini istemediğimiz düşünceleri kara çarşaflara sarıp yerini bile bilmediğimiz yerlere saklıyoruz. Yapmıyorum diyen yalan söyler, kendini kandırır. Beni kandırmaya çalışmayın o yüzden. İnsanoğlunun fıtratında olan bir şey bu. Herkesten saklarsınız ama kendinizden saklayamazsınız. Tamam, bazen insan kendine bile itiraf edemediği şeyler düşünüyor ya da yaşıyor olabilir ama sizinle dalga geçercesine fikrinizin bir yerinde saklı. İşte şimdi tam da bu bahsini geçirdiğim olaylara atıf yapacağız. Daha doğrusu Nur yapacak. Peki, kim bu Nur? Emine Işınsu’nun kaleminden insanın kendini arayacağı ve yanlışa selam verirken cayacağı bir hikâye anlatacağım sizlere.

Yazarımız yazmış, ben ise sizinle birlikte oturup yorumlayacağım. Evvelinde ise biraz girizgâh yapıp sizi romana ve ana fikre hazırlamak istedim. Olayları anlatmadan evvel biraz daha sohbet etmek istiyorum. Bunun nedeni ise romanı anlatmaktan ziyade özünü sizlere sezdirmek. Anlatacak olsam özetler geçerim lakin amacım özet yapmak değil. Elbette konuya değineceğiz, şüpheniz olmasın. Batı’yı bir köşeye bırakıp Türk kültüründe evli bir kadının başkasına karşı his beslemesi durumunu konuşalım biraz da.

Empati yapalım mı? Evlisiniz ve bir başkasına, olmaması gereken şekilde duygular besliyorsunuz. Yanlışlığı tartışılmaz değil mi? Yanlış yanlıştır. Kabul görecek bir yeri yoktur değil mi? Biri ile paylaştığınızda olacakları az çok zaten tahmin ediyorsunuz. Kaldı ki iki kişinin bildiği bir şey zaten sır değildir.

Yanlışlığının farkına vardığımıza göre bundan dönmek için de çaba harcanmalı. Anlatmayacağım dedim ama alttan alttan anlatmış bulundum bile. Başkahramanımız Nur. Tamamen annesinin istediği gibi davranmakta, giyinmekte ve yaşamaktadır. Robota ramak kala yani. Evlilik konusunda ise annesi dinlemeyip üniversiteden arkadaşı olan Ferit ile evlenmiş ve Urfa’ya gitmiştir.

Ferit Urfa’da önemli bir mevkide çalışmaktadır. Tamam, buraya kadar sıkıntı yok. Anlayacağınız üzere buradan sonrası biraz karışıyor. Nur, Ferit’in arkadaşına biraz hayranlık, sonraları ise net şekilde sevgi beslemeye başlıyor. Bunun yanlış olduğunun o da farkında ama eşini basit bir insan olarak gördüğü için çok da uzaklaşamadığı duygulara kendini salıp gidiyor. Kurtulmaya çalıyor fakat yapamıyor. Sonra bir gün Urfa’nın çarşısında bir zat ile karşılaşıyor.

Romanda zat olarak geçmiyor lakin din büyüğü gibi lanse edildiği için okura ben böyle demeyi uygun gördüm. Onunla sohbet ettikten sonra zorlamaması gerektiğini ve yanlış hislerinden kurtulması gerektiğinin farkına vararak türbe ziyareti yapıyor. Sonrasında ise Ferit ve doğacak olan çocuğu ile mutlu bir hayat geçirme gayesine kapılıyor. Daha da geniş söylemek gerekirse kendi küçük dünyasına çekiliyor. Eser, tek bir konuyu temel alıyor gibi görünse de içerisinde dini motifleri, sosyalliği ve kadın psikolojisini de barındırıyor. Benim genel görüşüm budur sevgili okur. Gerisi sende, keyifli okumalar:)

SENDE İNCELEME EKLE
Android Uygulamamızı DENEDİNİZ Mİ?
Bu Kitabı Satın Al



Sen de Bir Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Required fields are marked *

You may use these <abbr title="HyperText Markup Language">HTML</abbr> tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>