Çavdar Tarlasında Çocuklar – J. D. Salinger – İncelemem

J. D. Salinger / Çavdar Tarlasında Çocuklar / Sayfa: 198

Çavdar Tarlasında Çocuklar – J. D. Salinger – İncelemem

Kitabın ismine karşı, aklımda tasarladıklarımın bir çöp olduğuna kanaat getirdim desem yeri olur. Hayvan Çiftliği ayarında ya da gerçekten bir tarla hikâyesi anlattığını düşünüyordum. Siz de aynı fikirlerle yaklaşacaksınız baştan uyarmış olayım. Yayınlandığı zaman ABD başta olmak üzere birçok yerde yasaklanan bu kitap okurlarını ikiye bölmüş durumda. Nasıl diye soracak olursanız: Haddinden fazla argo ve küfür içermesinin yanı sıra ufak cinsel ögelerin de kendini hissettirmesi buna etken diyebilirim. Bunca yasağa rağmen klasikler arasında yerini almış eser. Okumadan evvel de birçok yerde karşılaştığım ve sohbetine dâhil olduğum bu kitabı okumanızı elbette öneririm ama şartları var. Akıcı ve sürükleyici olması konusunda kararsızım. Bir olay var ama heyecana sürükleyecek tarzda olduğunu düşünmüyorum. Tabii ki okurundan okuruna değişecektir.

Beni heyecanlandırmadı ama siz de ters etki yapabilir. Neden olmasın? Şartlarından bahsedelim biraz da. Yani nasıl yaklaşılmalı veya hangi zihniyetle okunmalı? Öncelikle sessiz bir ortamda sadece kitapla ilgilenmeniz yararınıza olur. Eserin yabancı bir kalemden çıkmış oluşu sizi biraz yorabilir. İsimler, karakterler derken aklınızda tutmaya çalışıp yorulabilirsiniz. Benim çıkarımım bu. Dünya edebiyatı ile pek aramın olmayışı da bunu tetikliyor olabilir tabii ki. Ben yazarın üslubunu ve karakterin iç çözümlemesini yapmasını, bizde Cumhuriyet döneminde yer alan post modernist sanatçılarımıza benzettim. Eğer aralarında okuduğunuz varsa az çok bağlantıyı kurabileceğinize inanıyorum. Bireyin iç dünyasını esas alan yazarlarımız da bu kategoride kendini belli eden isimlerden olacaktır. Yabancı yazarlardan ziyade iç çözümleme tekniği ile aram yok desem daha makul bir neden sunmuş olurum sanırım sizlere. Net bir olay akışının olmayışı ve karamsar ruh hali beni boğuyor çünkü. Neyse biz buraya dönelim. Çok kısa içerikten bahsedip, kitabın zevkine varma olayını size bırakacağım.

Eser henüz ergenliğe yeni girmiş bir erkeğin bunalımını ve sıkıntılarını anlatıyor. Ergenlikte yaşamış olabileceğiniz, yaşamasanız da size çok aşina gelecek durumları konu ediniyor. Bir çocuk düşünün ki sürekli sorun çıkartıyor, arkadaşlarıyla kavga ediyor ve gittiği okullardan atılıyor. Derslerinin zayıf olması da bu sebepler içinde sayılabilir. Bu tam bizim doksan beş kuşağının en arka sağda oturan modeli değil mi? Derslere katılmayan, okula uğramayan, notları kötü ve okulun cool çocuğu. Sanki biraz o imajı çiziyor. Çevresindeki herkesin sahtekâr olduğunu düşünen ve kimseye güvenmeyen bir karakter. Sahi düşünelim mi bir o yaşlarımızı? Nasıldık biz?

Her şeyin üzerimize geldiğini düşündüğümüz, dünyayı kurtaracağımıza inandığımız, kendimizi zaman zaman mükemmel zaman zaman iğrenç bulduğumuz dönemler değil mi? Belki de yasaklanma nedenlerinden biri de budur. Lise çağındaki çocuklara kötü örnek oluyor meselesi. İçeriğine girmeyeceğim zaten bir tam manasıyla bir olay anlatmıyor. Çocuğun evden kaçışı, sağır ve dilsiz taklidi yapıp bir yerde çalışmaya başlaması, en yakını küçük kız kardeşinin oluşu gibi durumlar etrafında dönüyor. Uzun lafın kısası, bir liselinin bunalımları ve sıkıntılarını anlatıyor diye noktalandırabilirim. Keyifli okumalar.

Bu Kitabı Satın Al



Sende Bir Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Required fields are marked *

You may use these <abbr title="HyperText Markup Language">HTML</abbr> tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>