Benim Adım Kırmızı – Orhan Pamuk – Konusu

Orhan Pamuk / Benim Adım Kırmızı / Sayfa: 476

Benim Adım Kırmızı - Orhan Pamuk - Konusu

Benim Adım Kırmızı – Orhan Pamuk – Konusu

Popüler kültürün hayatımıza ilk sirayet etmeye başladığı zamanlardan itibaren artık yönetici biz değil de bizzat kültürün kendisi olduğunu inkar edemeyiz. Zira insanlar bir yere koşuyorsa orada mutlaka kayda değer şeyler de var demektir değil mi? Bence yanlış bir düşünce. Evet, çoğunluğun görüşü bize somut şekilde yol gösterebilir lakin herkes aynı yoldan gittiğinde yolun doğru olması kaçınılmaz da diyemeyiz. Reçete gibi düşünelim. Bir doktor her hastaya aynı reçeteyi mi veriyor? Belki genelinin rahatsızlığı aynıdır fakat bir vakit olur ki o reçetenin muhatabı o hastalık değildir. İyi de nereye varmaya çalışıyorsun mübarek dediniz. Duydum duydum evet, dediniz. Demem o ki Orhan Pamuk şöhretiyle sınırları aşmış bir yazar ve bir kesim edebiyat ödüllü aldığı veya çok rağbet gördüğü için yazarımızın kitaplarına yönelim gösteriyor. Eleştirme haddim olmayarak belirtirim ki ben aynı görüşte değilim. Yazarımızın kaleminin kuvveti tartışılmaz. Başım üstüne lakin benim sevebileceğim tarzda olmadığını düşünüyorum.

Ancak bu söylemim kesinlikle sizde bir ön yargı oluşturmasın. Satırlarıma başlarken kendime yer de açmak istedim. O verilen reçete bana iyi gelmiyor. Belki de postmodern yazarların eserleri beni çekmiyordur. Zira tahlillerden ziyade olay örgüsü, macera ya da insanın içini kıpır kıpır edecek eserlere ilgim olduğundandır. Aksi halde ünü sınırları aşmış, kitapları onlarca dile çevrilen bir yazarı eleştirmek şurada dursun değerlendirmek de hakkım değildir. Ben naçizane görüşlerimi belirtiyorum sadece o kadar. Peki siz ne tarz romanlardan hoşlanırsınız? Mesela ben aşk ve tarihi içinde barındıran romanlara aşığımdır. Belki siz bu ikisine müthiş bir ön yargı besliyorsunuzdur. İşte anlatmak istediğim tam da burası. Eğer cinayet, aşk hatta karmaşık bir aşkın içine çok ufak tarih serpiştirilmiş bir şeyler istiyorsanız Benim Adım Kırmızı tam size göre. Peki sen sevmedin mi diyecek olursanız. Sevdim tabii ama konusu itibariyle bana çok hitap etmiyor. Şahsi görüşüm nedeniyle de sizi yanlış yönlendirmek istemediğim için uzun tuttuğum bir kısım oldu.

Biz artık ne anlattığına geçelim bu romanımızın. Olaylar Şeküre ve Kara isimli başkahramanlarımızın üzerinden anlatıyor fakat arka tarafta verilmek istenen Osmanlı Dönemi’nin nakkaş sanatının incelikleri, sanat anlayışındaki değişikler okura sezdiriliyor. Şeküre evli ve iki çocuk annesi olmasına rağmen hem kuzeni Kara’ya hem de kayını Hasan’a ilgi duyuyor. Ama kocası dört senedir savaşta ve dönmemiş. Haliyle nikahı düşüyor ve Kara ile evleniyor. Dönemin padişahi Frenk usulü bir eser yapılması için çok gizli bir iş veriyor Şeküre’nin babasına. Babası ise onu kıskanan diğer bir nakkaş tarafından öldürülüyor. Çok gizli tutulan eser de yarım kalıyor böylece. Şeküre babasının Kara tarafından öldürüldüğünü düşünüyor ama katil Kara değildir. Romanın sonunda katil ortaya çıkıyor ve o da öldürülüyor. Konusu itibari ile sürükleyici ve ilginç. Bundan dolayı sıkılacağınız düşünmüyorum. Şimdiden keyifli okumalar.

Bu Kitabı Satın Al



2 Yorum

  1. Cevap ver

    Orhan Pamuk gibi bir yazarın kitabıysa kesinlikle harikadır…

  2. Cevap ver

    Okuma listeme alıyorum

Sende Bir Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Required fields are marked *

You may use these <abbr title="HyperText Markup Language">HTML</abbr> tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>