Üç İstanbul Mithat Cemal Kuntay Konusu

Mithat Cemal Kuntay / Üç İstanbul / Sayfa: 576

Üç İstanbul

Üç İstanbul Mithat Cemal Kuntay

Mithat Cemal Kuntay’ın tek romanı olan Üç İstanbul’u, üç farklı pencereden ele alacağız. Yazarımız daha çok şiir ile ömrünü nihayete erdirmiş olsa da kaleme aldığı tek romanı oldukça önem arz ediyor. Önemli diyorum ama işin bir de şöyle bir boyutu var: Yazarımız, eserini ilk yayımladığında hiç ilgi görmemiş desek yerinde olur. Çok normal şekilde yabana atılan ama aslında asla atılmaması gereken bir roman. İlk zamanlar hak ettiği ilgiyi göremese de sonraları ciddi manada göze çarpar hale gelmiş. Elbette İstanbul’u, daha doğrusu İstanbul’un üç dönemini anlatıyor, romanın da isminden anlayacağınız üzere. Peki bu dönemler neler birlikte bakalım.

İkinci Abdülhamid, İkinci Meşrutiyet ve Mütareke dönemini ele alıyor. Sembolik ögeleri de bünyesinde taşıyan bir eser aslında. Mesela ikinci Abdülhamid döneminde başkahramanımız Adnan fakir iken ilerleyen dönemlerde varlıklı hale gelip sonra tekrar eski haline dönmesi gibi durumları sayabiliriz. Olayları beraber irdeleyelim ve böylece daha rahat yorum yapma yolunu açmış olalım. Az önce de bahsettiğim gibi başkahramanımızın adı Adnan. Babasını 93 Harbi’nde kaybedince anasıyla birlikte İstanbul’a geliyor. Hukuk mektebi öğrencisi olan Adnan özel dersler vererek ve gazetelere yazı göndererek geçimini sağlamaya çalışıyor. Ders verdiği öğrencilerden Süheyla, Adnan’a aşık olur lakin Adnan da evli olan Belkıs’a aşıktır.

Okurun dikkatini çekecek bir aşk üçgeni çıkıyor karşımıza ve romanın sonuna dek de bize eşlik ediyor. Elbette sadece aşk üzerine kurgulanmış bir örgüsü yok. Hatta aşk ikinci planda. Romanda yirmili yaşlarda olan Adnan roman bitiminde de ellili yaşlarda ölüyor. Tıpkı annesi gibi. Adnan, İkinci Abdülhamid döneminde fakir iken Meşrutiyet döneminde zengin bir avukat oluyor. Bu arada Süheyla, araya birilerinin de girmesiyle Adnan’a evlilik teklif ediyor ama Adnan sıcak bakmıyor, sonrasında kabul de etse bu sefer gurur yapan Süheyla evlilik fikrinden vazgeçiyor. Neyse dönelim sembolik dönemlere. Bu aşk üçgeninin sonunu paylaşacağım sizinle merak etmeyin 😊 Meşrutiyet döneminde zengin bir avukat rolü ile karşımıza çıkan Adnan’ın bu sefer aşık olduğu Belkıs karakteri gözden düşmüş bir hal alır.

Aslında buralarda yatan mesajlar hayli kayda değer şeyler ama mesele yakalayabilmekte. Bu olaylar etrafında makamdan, zenginlikten Ankara’dan, İstanbul’dan geniş geniş bahsediliyor ama bu pür çıplak şekilde sunulmuyor bizlere elbette. Okurken biraz da anlamaya sevk ediyor yazarımız. Dümdüz bir üslupla karşımıza çıkmıyor yani. Bu demek değil yazar okuru zora sokuyor vs. Aksine, yazar bizi düşünmeye, anlamaya sevk ederek eserin de kalitesini ortaya koyuyor bence. En başta da değindiğimiz gibi eser hak ettiği değeri ilk zamanlarda yakalayamamış, sonraları değer kazanmış bir eser. Aşk üçgenini de çözüme kavuşturalım sonra topu size atacağım. Adnan önce Belkıs ile evlenir, sonra da Süheyla ile. Süheyla, Adnan’ın dosyaları arasında Belkıs’ın fotoğrafını görünce aşkının da hep karşılıksız kalacağını anlar. Mütareke döneminde tekrar fakirleşen Adnan hastalanır ve ölür. Okumaya değer mi? Elbette değer. O dönemin İstanbul’unda neler oluyor bir oturun bakın bence. Şimdiden keyifli okumalar.

Bu Kitabı Satın Al



Sende Bir Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Required fields are marked *

You may use these <abbr title="HyperText Markup Language">HTML</abbr> tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>