Serenad Zülfü Livaneli Konusu

Zülfü Livaneli / Serenad / Sayfa: 484

Serenad Zülfü Livaneli

Serenad Zülfü Livaneli (Tanıtım Bülteninden)

Duymayanınız yoktur. Yazarını da elbet biliyorsunuzdur ama biz yine de belirtelim. Zülfü Livaneli’nin ses getiren bir romanı. Çok dillerde olduğundan dolayı okumak istemedim açıkçası. Popüler kültüre sarılmış her şey ile ön yargım ilgileniyor. Doğru mu? Elbette doğru değil. Birçok sitenin ya da sosyal medyanın da etkisiyle ciddi anlamda hemen her yerde karşılaşacağımız ve de nerdeyse herkesin bir fikrinin olduğu bu kitap, arkasında çok farklı mesajlar içeriyor. Dıştan bakınca klasik ve hüzünlü aşk hikâyesine benzese de aslında alakası yok. Evet, aşk var ama perde arkası oldukça siyah bir eser. Romanı anlamanız için ufak bir tarihi araştırma da yapmanız yerinde olacaktır. Yapacağınız araştırma romanın ne anlatmak istediğini daha iyi anlamanıza yardımcı olacaktır.

En bariz Mavi Alay diyelim. Açın bakın bakalım nelerden bahsediyor. Buralara ben girmek istemiyorum açıkçası. Ben kitaba oldukça şeffaf yaklaşmak istiyorum. Edebiyatımızın birçok döneminde ülkenin içinde yer aldığı olumlu ya da olumsuz durumlar romanlara konu olmuştur. Çünkü yazarlar da bu toplumun ve maruz kalınan durumların bir parçası. Onları sadece seyirci konumun da değerlendirmek yanlış olur. Yaşanılanlar onların kaleminden damlıyor, sonra da bizlere sirayet ediyor. Ondan dolayı anlatılan, değinilen olayları göz ucuyla da olsa incelemek romanı daha iyi anlamamıza olanak sağlayacaktır. Dediğim gibi bahsettiğim olaylara fazla değinmeyerek o kısımları size bırakıyorum. Esere giriş yapalım şimdi.

Olaylar bir Profesör Wagner’in Türkiye’ye gelmesini ve bir halkla ilişkiler uzamanı olan Maya Duran’ın onu karşılamasıyla başlıyor. Görevi ise bir nevi misafirleri ağırlayıp memnun şekilde göndermek diyelim. Profesör Maya’dan onu Şile’ye götürmesini ister. Bu soğuk havada oraya gitmenin mantığını anlamasa da Profesör Wagner’in isteğini yerine getirir. Burada araya gireceğim müsaadenizle. Evvelinde ise Maya’yı takip eden birileri vardır ve Maya çalıştığı üniversiteye gittiğinde rektör yanına çağırır ve yanındakilerin isteği üzerine profesörün her hareketini onlara bildirmesini ister. Tekrardan Şile’ye gidecek olursak: Wagner, sahilde kemanını çıkarır ve serenad yapmaya başlar. Elleri ve hatta bedeni donmak üzere olan adamı, vücut ısısı ile ısıtmayı başaran Maya, sonrasında hastaneye götürür. Keman çalarken sürekli kelimeler fısıldayan profesöre o kelimelerin anlamını sorar. Sonrasında asıl hikâye başlamış olur böylece.

Wagner, sevdiği kadın ile evlenir ve yaşanılan Yahudi Soykırımı nedeniyle karısını kaybeder. Karısı ölmemiştir. Ciddi manada kayıp olmuştur. Karısı ile Türkiye’ye gelmek istediği sırada bu olayların patlak vermesiyle Türkiye’ye tek başına gelmek zorunda kalır ama karısının peşini bırakmaz. Sonra bir gemi ile Şile’ye getirildiklerini öğrenir sahile koşar ama Türkiye gemiyi kabul etmemektedir. Diğer ülkeler de aynı tavrı sergiler ve gemi ortada kalmış olur. Ruslar gemiyi bombalar ve gemi denizin ortasında yanar. Dediğim gibi bir aşk hikâyesinin perde arkasında yatan siyasi olgular oldukça fazla ana tema görevini üstlenir. Dili sade ve akıcı ama araştırmaya da ufak çaplı sevk eden bir eser. Topu size atıyorum. Keyifli okumalar.

Bu Kitabı Satın Al



1 yorum

  1. Cevap ver

    Gerçekten yazarın en sevdiğim kitabı olabilir

Sende Bir Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Required fields are marked *

You may use these <abbr title="HyperText Markup Language">HTML</abbr> tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>