Simyacı Kitap Değerlendirmesi

Paulo Coelho / Simyacı / Drama, Serüven, Fantastik Kurgu, Macera / Sayfa: 188

Simyacı bir roman, bir kitap olmanın çok ötesinde bir yapıt. Yapıt diyorum çünkü başlı başına bir yapıt hakikaten de. Şunları açık yüreklilikle söyleyebilirim ki tam manasıyla tekrar tekrar okumak isteyeceğiniz ve hiç bitsin istemeyeceğiniz bir yolculuk sizi bekliyor. Öyle bir olay örgüsü var ki. Sanki yok. Evet, akıp giden olaylar değil sizi derinlerine hapsedecek bir nehrin üzerinde tatlı bir gezintiye çıkmış hissini alacağınız bir şaheser. Anlatmak şurada dursun, okumaya bile kıyamadığım bir eser. Her satırın sindire sindire ve lezzetini ala ala okunması gerektiği görüşündeyim. Kesinlikle de sonuna kadar arkasında durduğum bir görüş. Hani hep duyarız ya ilmek ilmek, emek emek işlenmiş, göz nuru diye. Hah, Simyacı tam da öyle bir şaheser. Simyacı ‘ya kitap demeyi bir saygısızlık olarak görüyorum açıkçası. Tabii kendi adıma konuşuyorum. Çünkü öylesine değerli, efsunlu ve sarmaşık bir yapıt. Adeta olayların anlatıldığı mekânların kokusu ciğerlerinizi sarıyor. Hayatınız boyunca sadece bir kez görebileceğiniz bir rüya canlanıyor gözlerinizde.

Yazarın gözlem gücü, yağ gibi akıcı üslubu her şeyi tüm çıplaklığıyla kalp gözünüze teslim ediyor desem taş tam yerine oturmuş olur sanırım. Biraz da kapısını aralayalım bu tılsımlı eserin. Kitabımız bir çobanın başından geçiyor diye başlayacağım ama basit bir giriş demeyelim olur mu? Çünkü o çoban hayatınıza bile yön verebilir. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim. Kitabın şöyle de bir yanı var ki her şeyi bırakıp yollara düşme ve kendinizi arama isteği uyandırıyor. Yani bir yandan aslında dünyanız değişebilir. Neyse biz içeriye giriyorduk en son 🙂

Bahsettiğimiz -tabii bana göre- bu eşsiz eser bir çobanın her şeyi öğrenmek ve bunu da dünyayı gezerek istemesi ile başlıyor. Çoban olarak bahsettiğimiz ve adı Santiago olan karakter, babasının mesleğini almak istemez ve yine babasının verdiği çok az parayla kendisine bir koyun sürüsü alarak dünyayı gezmeye karar verir. Gördüğü bir rüya ile de Mısır Piramitlerindeki hazinenin peşine düşüyor. İşin tuhaf tarafı yazarın öyle bir anlatımı var ki sanki siz de çobanla birlikte yolculuğa, hazineyi aramaya çıkıyorsunuz ve zaten bu tılsımlı kitabın sonunda hazineyi hep beraber bulmuş oluyoruz. Eserin hemen her yeri sanki insanın hayatına yön vermeye çalışırcasına anlatılan kıssadan hisselerle dolu.

Hatta eseri Mevlana’nın Mesnevisinden kesitlerle örtüştüren kitap yorumcuları bile var. Keza haklı da görebiliriz çünkü felsefi bir yapıya sahip içerikler barındırıyor. Hatta diyebilirim ki kitabın içinde birkaç kitap daha var. Belli bir yere geliyorsunuz, olaylar buradan devam edecek evet diyorsunuz. Böyle olmalı, şurada durmalı gibi söylemlerde bulunuyorsunuz ama hiçbiri olmuyor ve ortaya çıkan olay, sonuç hiç beklemediğiniz şekilde nihai yere ulaşıyor.

Siz ise bu sonuçtan dünde razı ve mutlu hale geliyorsunuz. Simyacı anlatmakla hatta okumakla bile bitmez ama ben ‘Bir ben vardır, benden içeri’ cümlesiyle satırlarımın sonuna gelmek istiyorum. Daha da somut konuşacak olursam insanın içindeki cevheri arayış serüvenini bulacaksınız bu kitapta. Hazine sensin. Hazine senin içindeki cevher kıymetli okur 😊 Yolunuzun mutlaka Simyacı ’ya düşmesi dileği ve de ısrarıyla 🙂

Bu Kitabı Satın Al



Sende Bir Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Required fields are marked *

You may use these <abbr title="HyperText Markup Language">HTML</abbr> tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>