Kiralık Konak Kitap Değerlendirmesi

Yakup Kadri Karaosmanoğlu / Kiralık Konak / Sayfa: 232

Kiralık Konak

Romanımızın yazarını ve bu eserini duymayan yoktur herhalde. Kiralık Konak, Cumhuriyet dönemi yazarlarımızdan olan Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun eseridir. Kiralık Konak deyince aklınıza ilk gelen illa ki kuşak çatışması olacaktır. Evet, romanımız kuşak çatışmasını anlatıyor ama nasıl? Aslında Cumhuriyet döneminin ilk eserlerine az çok hâkimseniz ya da az da olsa bir fikriniz var ise romanın nasıl bir yol izleyerek bizlere aktarıldığını anlarsınız. Bazı okurlar Naim Efendi Konağı bile diyorlar bu esere. Çünkü olay akışı Naim Efendinin konağında geçiyor sizin de anlayacağınız üzere. Naim Efendi için biraz üzüleceğinizi düşünüyorum açıkçası.

İçeriğinden biraz bahsedeyim ki daha iyi tanıyalım Naim Efendi’yi. Romanımızın kalabalık diyebileceğimiz bir şahıs kadrosu var. Önce biraz onlardan bahsedelim daha sonra Naim Efendi’ye geniş bir yelpaze ayıralım. Naim Efendi’nin kızı, damadı Servet ve torunları Seniha ve Celil. Tabii harici olarak Hakkı Celis, Faik de karakterlerimiz arasında. Olaylar çok dar bir mekânda geçiyor yani konakta. En başta da bahsettiğimiz gibi roman, kuşak çatışmasını anlatıyor. Naim Efendi bir yerde eskiyi temsil ediyor. Tam bir Tanzimat beyefendisi ve çevresindekiler aç kurt gibi desek yerinde bir tabir kullanmış oluruz. Damadı Servet Bey ve çocukları alafranga bir tavır takınmaya çalışan savurgan, umursamazlar. Batılılaşmayı, daha doğrusu yanlış batılılaşmayı göz önüne seriyorlar.

Naim Efendi varlıklı ve parayı nasıl harcayacağını iyi bilen bir karakter ama siz de tahmin edersiniz ki damadı ve torunları yerinde yeller estiriyor o varlığın. Eee hazıra dağ mı dayanır? Roman zaten Birinci Dünya Savaşı yıllarında geçiyor. Savaşında getirdiği ekonomik krizle birlikte konakta çatışmalar iyice baş gösteriyor. Uygunsuz olarak görmeyin lütfen ama söylemeliyim sanırım, bizim torun Seniha’nın biraz hoppa bir yapıya sahip olduğunu. Naim Efendi bu serbest, aklı beş karış havada ve biraz da ahlaksız torunun hallerine dayanamıyor ve iyice huzuru kaçıyor.

Zapt edemeyeceğini anlayınca da evlendirmekte görüyor çareyi ama tahmin edersiniz ki bizim torun yakayı ele vermiyor. Hatta bir ara Avrupa’ya kaçıyor. Ha tabii sonra kürkçü dükkânını buluyor ama bu sefer de konağa gelmiyor. Böyle anlatınca biraz Reşat Nuri Güntekin’in Yaprak Dökümü adlı romanını andırdı. Aslında işlenen temalar da hemen hemen aynı değil mi? Zaten üslup da aynı diyebilirim. Çünkü eserler aynı zihniyetle okura sunuluyor ve haliyle söyleyiş tarzları, temaları benzeyecek. Bu gayet normal değil mi? Eserde yer yer alafrangalığı, daha doğrusu Servet Bey zihniyetini yansıtmak için bazen yabancı sözcük serpiştiriliyor. Ne de olsa Servet Bey sözüm ona Batıyı, Naim Efendi de eskiyi temsil ediyor. Roman genel itibari ile film tadında. Okuyucuyu sıkmayacak bir olay örgüsü barındırıyor. Tabii ki aman aman çok heyecanlı diyebileceğimiz bir yapıya sahip değil ama sizi sıkmadan ve yormadan sonuca ulaştıracak bir roman.

Bu Kitabı Satın Al



Sende Bir Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Required fields are marked *

You may use these <abbr title="HyperText Markup Language">HTML</abbr> tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>