Her Gece Bodrum Selim İleri İnceleme

Selim İleri / Her Gece Bodrum / Sayfa: 260

Her Gece Bodrum Selim İleri İnceleme

İsmi, beklentileri ve kafada kurulan güzel düşleri alaşağı eden bir romanı masaya yatıralım bugün. Zihinde hoş sadalar çağrıştıran Bodrum, sonu hüsran ve hayal kırıklıklarıyla biten bir esere isim vermiş diyerekten ufak bir giriş yapmak istiyorum. Romanın kapısını fazla aralamadan evvel, yazılış tarzı ve yazarın üslubunu biraz ele alalım.

Bir olay akışından ziyade kahramanların iç konuşmalarıyla oluşturulan, fikri yoran ve birazcık da ruhsal açıdan ağdalı bir dile sahip bir eser nazarımda. Keyif alma durumunuz ve heybenizi doldurmanız tamamen baktığınız pencereye ve romana yükleyeceğiniz anlama kalmış diyebilirim. Sayfaları heyecanla çevirecek ya da kurguya yön vermek isteyeceğiniz durumlar olmayacağı kanısındayım açıkçası.

Tabii ki kişiden kişiye ve bakış açısına göre değişkenlik kazanacaktır bu söylediğim. Belirttiğim görüşler yazarla ya da eserle ve yahut ele alınan konuyla ilgile değil aslında. Cumhuriyet dönemi son yazarlarımızın, eserleri ele alış tarzı ve topluma bakış açısından kaynaklanan genel algı diyebilirim. Yani son dönem yazarlarımızın ortaya koyduğu eserlerin birçoğunda benzer zihniyeti, tolumun aksaklık gösteren yanlarını ortaya koyma çabasını görebilirsiniz. Bazı okurların ciddi manada ilgisini çekse de belli kesim sürükleyici görmemektedir. Lakin bu görüşler ya da okurların belli başlı görüşleri kitabın edebi değerini tam manasıyla yansıtıyor demek doğru olmaz. Ele aldığımız roman dönem itibari ile sosyal çatışmaları, bireyin ruhsal bunalımını ve içinden çıkılamayacağını düşünülen karmaşaları barındırıyor.

Sayfaları yavaştan karıştırma ve içeri biraz girme eğiliminde bulunacak olursak, kurgu üç arkadaşın Bodrum’a tatile gitmesini ve yeni tanışılan dostlukları, daha doğrusu çarpışan ruhsal bunalımları anlatıyor diyebilirim. Cem, Murat ve Tarık. Bir grup İstanbullu aydın tatile geliyor ve orda tanışılan tekne sahibi, onun serbest stilli sevgilisi ve yanlarında çalışan Kerem. Ha bir de Kerem’ aşık ama Kerem’den duygularına karşılık bulamayan Emine bizi karşılıyor. Roman, Cem’in düşünceleri aracılığıyla okura aktarılıyor diyebilirim. Tarık ve Murat Cem’i dışladığında Cem’in iç hesaplaşmaları, hatayı kendinde aramaları, kendisini sorgulaması başlamış olur.

Fikren ve ruhsal olarak gruptan sıyrılmış bir Cem ile baş başa kalmış bulunuyoruz böylece ve bu durumlar romanı sosyopsikolojik bir hale büründürmüş oluyor. Geçmişi pek temiz olmayan tekne sahibi Haydar’a ve biraz mezhep genişliği sorunu ile bizi karşılayan sevgilisine girişte bir selam vermiştik zaten. Cem, arkadaşları ile yaşadığı çatışmalar sebebiyle de kendini iyice salmış ve bizim Haydar efendinin sevgilisiyle cinsel bir ilişki yaşamaya başlamıştır.

Artık boş vermişlik hakim olan Cem’in ruhsal durumu iyiden iyiye çatışmaya mahal vermeye başlamıştır. Herkes bir iç hesaplaşma halinde desek yerinde olur. Eminemiz vardı bir de hatırlarsınız. Kerem’den aşkına karşılık bulamayınca kasabayı gizlice terk eden Emine. Toparlayacak olursak roman genel itibari ile ruhsal çatışmaları ön plana çıkaran bir eser. Ha sonunu söylemeden kapatmayalım değil mi? Üç kafadar demeyi çok isterdim ama maalesef ki üç ayrı kafa, tekrardan tası tarağı toplayıp İstanbul’a dönüyor. Kesinlikle okuyun derim ama okumuş olmak için okumayın lütfen. Heybenizin dolması dileği ile zihinsel çatışmaları aza indirecek okumalar 🙂

Bu Kitabı Satın Al



1 yorum

  1. Cevap ver

    ilginç

Sende Bir Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Required fields are marked *

You may use these <abbr title="HyperText Markup Language">HTML</abbr> tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>